unc-blog

Sosyal Medyada Canlı Yayın Akımı, ve Yayın Yapacak Olanların Dikkat Etmesi Gerekenler

Hali hazırda Qik, Youtube, Livestream, Snapchat gibi pek çok site ve uygulamadan canlı yayın yapmak mümkün. Yakın bir tarihte Meerkat de bunların arasına katılmıştı ancak Periscope, Twitter tarafından satın alınınca fazla dayanamadı ve bu özelliği durdurdu. Daha sonra Facebook da canlı yayına geçti ve tahmin edebileceğiniz gibi bu alanda da başarıyı yakalaması pek uzun sürmedi. Instagram ise sırada… Rus haber sitesi T Journal’ın söylediğine göre, sosyal medya devi, geçtiğimiz günlerde Stories özelliğini kullanarak bir canlı yayın testi gerçekleştirdi. Instagram’dan –henüz- konuyla ilgili resmi bir açıklama gelmedi.

Sosyal medya platformlarında canlı yayın yapmak günümüzde oldukça popüler bir akım haline geldiği için, bu yazıda, canlı yayın yapanların mutlaka dikkat etmesi gereken konulara değineceğim.

*Canlı yayında markanızı temsil eden kişinin davranışları ve yorumlara verebileceği reaksiyonlar gerçekten mühim. Bu hesaptan yapılan yayının bir marka ya da kurum adına yapıldığı hiçbir zaman unutulmamalı. Aksi halde doğrudan kurum adına sorumluluklar doğabilir.

*Yayında, izinsiz olarak başka bir marka veya logonun görünmesi sorun olabilir. Bu gibi durumlarda marka ve telif hakkı ihlallerinden dava açılabilir.

*Canlı yayın yapılan ortam da mühim. Örneğin bazı kişiler o yayında farkında olmadan görülebilir veya konuşmaları duyulabilir. Hukuken kişilik hakkı ihlali yaşanabilecek, özel hayatın gizliliğini ihlal edebilecek ihtimallerden kaçınmak gerekir.

Kurum ve şahsi hesaplar aynı cihazlardan kullanılıyorsa!

Bu tür durumlarda başka türlü kazalara da dikkat etmekte fayda var. Siz evde uyurken canlı yayını açık unutabilir, tuhaf sesler çıkarabilirsiniz. Maçları veya dizi/film gibi telif hakkı olan yayınları naklen yayınlarsanız, hakkınızda dava açılabilir.  Hatta hakkınızda suç duyurusunda bulunulabilir.

Diğer yandan; yerel medyanın yetişemediği ya da yayınlamaya cesaret edemeyeceği bazı haberleri yayınlayan ilk siz olabilirsiniz. Bu noktada yayıncılığın etik kurallarını da gözden geçirmeniz gerekir.

Özellikle de canlı yayın yapacak olanların, bu noktaları kesinlikle göz önünde bulundurmaları gerektiğini düşünüyorum.

Bakanlıktan E-Ticaret Sitelerine Yeni Düzenleme Haberi

Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’nın yayınladığı iki tebliğ taslağına göre, e-ticaret sitelerini yakından ilgilendiren yükümlülükler yolda.

Kişisel verilerin gizliliği konusu dijital dünyanın son günlerdeki en önemli gündemlerinden birisini oluşturuyor. Kitlesel mesajlaşma servislerinin yaptığı düzenlemeler, geçtiğimiz günlerde medyada kendine oldukça geniş bir yer buldu. İzinli pazarlama reklam hedeflemelerine getirilen sınırlamalar da pazarlama dünyasında ses getirir nitelikteydi. Şimdi de e-ticaret siteleriyle ilgili düzenlemeler yapılacağı Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tarafından duyuruldu.

Bunlardan ilki, e-ticaret sitelerine bildirim yükümlülüğü getirilmesine dair. Yeni yükümlülükler sonrasında eticaret.gov.tr sitesinde tüm şirket bilgilerinin yayınlanması gerekliliği ise kişisel verilerin gizliliği ve korunması bakımından sektörde bazı endişelerin duyulmasına yol açtı.

Diğer bir düzenleme ise, e-ticaret sitelerine güven damgası getirilmesine dair. Bu damgayı Bakanlığın belirlediği Güven Damgası Sağlayıcıları sağlayacak.

Tabi bu damgayı alabilmenin kargo takibi ve müşteri temsilcisi sistemlerini etkin kullanabilme gibi bazı şartları olacak. Diğer şartlar ise şu anda belirsizliğini koruyor. Gelişmeleri hukuk departmanınız ile birlikte takip etmenizi tavsiye ederiz.

Mobil müzik ikonu ipod, 15. Yılını kutluyor

Kısaca bir nostalji yapalım, 90’lı yıllarda walkman’lerimizde Madonna dinlerken, kulaklık kulağımızda, kimse bizi rahatsız edemezdi. Ayrı bir dünyaya çekilirdik. Çekilirdik de, kaseti doldur, sevdiğin şarkılardan toplama kaset yap, bir ton iş. Seyahate çıkarken o kadar kaseti nasıl taşıyormuşuz.

Sonra discman’ler…Evet daha havalıydı kabul, ama bu kez de CD’leri saklamak, çizilmesin diye debelenmek. Madonna bir anda La isla Bonita’nın ortasında durduğunda ise verilen akıl hep aynıydı. Çıkar üfle, yeniden tak.

Neyse ki Madonna’ya ve bizim türlü dertlerimize de iPod çare olmuştu. MP3 player’ların en seksi yüzüydü iPod! Ekranı büyüdü, küçüldü, video geldi, TV geldi, oyun geldi derken siz 15 yılın geçtiğini fark ettiniz mi? İtiraf etmek gerekirse, tüm nesillerinin tasarımına hasta olmuştuk, elbette hızına ve pratikliğine de! Tabi iTunes sayesinde parçalara erişimin hızlanması da satışları arttırmıştı.

Efsane iPod’un geçtiğimiz pazar 15. yılıydı. Her ne kadar özellikleri benzediği için çoğu kişi artık iPhone almayı tercih etse de, iPod hala bazılarının vazgeçilmezi.  Fakat Apple’ın bu kutlamaya dair hiçbir açıklama, mesaj vs. yayınlamadığı da teknoloji bloglarının gözünden kaçmış değil.

Buna karşın Apple’ın mevcut şirket stratejisinin hala büyük bir payı Apple Music streaming servisi üzerine kurulu. Günden güne insanlar taşınabilir bir cihaza şarkı indirmektense, stream etmeyi tercih eder oldu. Diğer yandan Apple’ın 2016 mali yılı 3. Çeyrek finansal sonuçlarına göre Apple Music’in de içinde olduğu servislerden elde ettiği kazanım son yılda yüzde 19 artmışken, son yayınladığı rapora göre Temmuz- Eylül döneminde karı yüzde 19 azalma gösterdi. Dolayısıyla iPod’un rolü azalmış da olsa, iPhone’un temeli oluşu ve iPhone’un da Apple’ın dünyanın en değerli şirketlerinden biri haline gelmesini sağladığı düşünülürse, neden hala satışının durmadığını anlayabilmek mümkün. Ancak 20 yıl sonra da hala üretiliyor olur mu, göreceğiz.

Şimdilik mutlu yıllar iPod diyerek biz de kutlamış olalım.