content

Yaptığınız işte daha iyi olmanıza katkı sağlaması açısından, hatalarınızın farkına varmak kadar önemli ne olabilir? Tabii ki başkalarının hatalarının farkına varmak. Özellikle de bu hatalar sıkça yapılıyorsa ve önlerine geçmek çok zor değilse.

İçerik pazarlamacılığı terimi ortaya çıkalı yirmi yıl bile olmadı. Şu an sahip olduğu öneme kavuşması ise en fazla birkaç yıl öncesine denk düşüyor. Dolayısıyla incelenecek detaylı bir tarihi ve artık değişmeyecek standartları olduğunu söyleyemeyiz. Yine de yakından bakıldığı zaman, içerik pazarlaması yapanların sıklıkla düştüğü bazı hatalar görülebilir. İşte bunlardan beş tanesi:

1- Markanın çok sık övülmesi
Göz alıcı istatistikler, marka tarihindeki kilometre taşları, büyük başarılar ve benzerleri doğru zamanda doğru yerde kullanıldıkları zaman etkileyici olabilseler de, kullanıcıların sık karşılaşmak istediği bilgiler değillerdir. Okuyucuları kendi tarafınıza çekmek istiyorsanız, içeriğin marka ya da ürününüzün sergileneceği bir vitrinden ziyade onlara artı değer katacak, harcadıkları zamana değecek keyifli bir deneyim olmasına odaklanmalısınız.

2- Eksik etkileşim
İçerik kral olabilir ama tek başına yeterli olamaz. İçerik oluşturmak için titiz davranıyor, bu uğurda hatırı sayılır miktarda zaman ve enerji harcıyorsanız bu çok güzel. Şimdi aynısını insanlarla iletişim kurmak için de yapmalısınız. Yorum yapın, cevap verin ve bol bol diyaloğa girin. Kulağa ucuz bir ilişki tavsiyesi gibi gelebilir ama insanlara sizden istediklerini vermek için her an hazır olduğunuzu göstermezseniz onları kaybedersiniz ve emin olun onlara istedikleri ilgiyi gösteren birilerini bulmaları uzun sürmez.

3- Call to action yapmamak
İçerik pazarlaması yaparken içeriği unutup pazarlamaya dalmak ne kadar yanlışsa, pazarlamayı unutup içeriğe dalmak da o kadar yanlıştır. Kullanıcının müşteriye dönüşmesi için bir yerlerde bir şeyler yapmanız gereklidir ve call to action bu hususta atılacak en önemli adımlardan biridir. Okuyucuya hayatının anlaşmasını sunmanız şart değil, ama bir hamle yapmalısınız. Call to action, içeriğin iyi bir giriş ve gelişmeden sonra gelmesi gereken sonuç bölümü olarak düşünülebilir.

4- Yetersiz başlıklar
Arama motoru optimizasyonu önemlidir ve her zaman önemli olacaktır. İçeriğin kalitesi de öyle. Fakat ne kadar önemli olurlarsa olsunlar, kullanıcının karşısına çıkan bir linke tıklamasını sağlayamazlar. Başlık denen şey içerik pazarlamasından çok daha uzun bir süredir piyasada ve uzun bir süredir aynı işi yapıyor: İzleyiciyi ve okuyucuyu içeriğe çekiyor. Kötü bir başlık ile okuyucunun normalde okumak isteyeceği bir metni atlamasına sebep olabilecekken, ilginç bir başlık ile onu ilk başta okumayı düşünmeyeceği bir yazının içine çekebilirsiniz.

5- Tek bir formata ağırlık vermek
Zamanında birileri bir resmin bin kelimeye bedel olduğunu söylemiş. Peki ya bir video? Ya da yaratıcı bir sunum? Hedef kitlenizi iyi analiz ederseniz, onları etkileyebilecek tek formatın yazılı metinler olmadığını görmeniz uzun sürmeyecektir. Farklı formatlarda deneyler yaparak hem kendinize daha geniş bir hareket alanı sağlamış olacaksınız, hem de yeni kullanıcıları kazanma fırsatını elde edeceksiniz.

İçerik pazarlamacılığı hızlı ve sürekli bir gelişim halinde. Bu kadar hızlı gelişen bir şeye ve onun yeni koşullarına ayak uydurmanın ön şartlarından biri ise kolay yapılabilecek belli başlı hatalara düşmemek. Ders alınması gereken bu belli başlı hataların sayısı beş ile sınırlı olmasa da, bir yerlerden başlanması gerek ve ne kadar önemli olduklarını düşünürsek yukarıdakiler hiç de fena bir başlangıç sayılmaz.